<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<?xml-stylesheet type="text/xsl" href="/rss.xsl" media="screen"?>
<rss version="2.0" xmlns:creativeCommons="http://backend.userland.com/creativeCommonsRssModule">
   <channel>
      <language>en</language>
      <creativeCommons:license>http://creativecommons.org/licenses/by-nc-sa/2.0/uk/</creativeCommons:license>
            <pubDate>Thu, 1 Jan 1970 00:00:00 +0000</pubDate>
      <lastBuildDate>Thu, 1 Jan 1970 00:00:00 +0000</lastBuildDate>
            <ttl>60</ttl>
      <docs>http://www.audioscrobbler.net/data/webservices</docs>      <title>blastrula's Last.fm Journal</title>
      <link>http://www.last.fm/user/blastrula/journal</link>
      <description>The Last.fm journal for blastrula.
        Last.fm journals are a place to talk about all things music.</description>
      <item>
         <title>Mastic Scum, Fatih Bey ve Kemanci'nin süperzeka barmenleri</title>
         <link>http://www.last.fm/user/blastrula/journal/2009/11/22/36lcf5_mastic_scum%2C_fatih_bey_ve_kemanci%27nin_s%C3%BCperzeka_barmenleri</link>
         <pubDate>Sun, 22 Nov 2009 19:34:39 +0000</pubDate>
         <guid isPermaLink="true">http://www.last.fm/user/blastrula/journal/2009/11/22/36lcf5_mastic_scum%2C_fatih_bey_ve_kemanci%27nin_s%C3%BCperzeka_barmenleri</guid>
         <description><![CDATA[<div class="bbcode"><a href="http://www.last.fm/event/1286751+Mastic+Scum+at+Kemanc%C4%B1+Bar+on+21+November+2009" class="bbcode_event">Sa., 21. Nov. – Mastic Scum, Cenotaph, UCK Grind</a><br /><br />Konserin sadece Cenotaph son sarkinin nakarat kismi ve Mastic Scum ayagina katilabildim. UCK ve Cenotaph nasildi bilmiyorum ama Mastic Scum cok iyiydi. Ortam da cok iyiydi. Katilan herkese tesekkürler. Sadece denyonun tek sigara iciyordu iceride. Onu da uyardigimda tipis tipis cikti disari.<br /><br />Bir baska denyoluk da Kemanci'da barmen olan iki arkadastan geldi (dün aksam yoklardi). 2 hafta önce gidip konser bileti sordugumda konser girisinde 25 liraya bir de beles bira alacagim söylenmisti. Fatih Bey, Fatih Bey deyip duruyorlardi. Fatih Bey de bilet alacagim zaman ortalikta yoktu. Dün aksam bileti alirken ben beles bira olayini dillendirince birden beliriverdi. Onlar &quot;Ogün Sanlisoy konseri sanmislardir&quot; diye de aptalca bir aciklama yapti. Yahu en az 3 defa Cenotaph ve Mastic Scum'in adi gecti. Hala da yanlis anliyorlarsa gerizekalilarmis gercekten. Angutlarmis. Aptalin önde gidenilermis. Zaten bileti sordugumda konserden de haberleri yoktu. Böyle de geri zekalilarla muhattap oldum iste.<br /><br />Onlarin bir birasina kalmadik da, insanlari bu sekilde aptal yerine koyuyorlar ona kiziyorum. öyle iste</div>]]></description>
               </item>
      <item>
         <title>Sadece konser (ve sakatlik): Testament</title>
         <link>http://www.last.fm/user/blastrula/journal/2009/08/04/2wzqcu_sadece_konser_%28ve_sakatlik%29%3A_testament</link>
         <pubDate>Tue, 4 Aug 2009 17:40:02 +0000</pubDate>
         <guid isPermaLink="true">http://www.last.fm/user/blastrula/journal/2009/08/04/2wzqcu_sadece_konser_%28ve_sakatlik%29%3A_testament</guid>
         <description><![CDATA[<div class="bbcode"><a href="http://www.last.fm/event/1029490+Testament+T%C3%BCrkiye+Konseri" class="bbcode_event">Mi., 29. Jul. – Testament Türkiye Konseri</a><br /><br />Konser yorumu yazmaya calistim:<br /><br /><a href="http://blastrula.blogspot.com/2009/08/sadece-konser-ve-sakatlik-testament.html" rel="nofollow">http://blastrula.blogspot.com/2009/08/sadece-konser-ve-sakatlik-testament.html</a><br /><br /><a href="http://www.last.fm/music/Testament" class="bbcode_artist">Testament</a><br /><a href="http://www.last.fm/music/Origam" class="bbcode_artist">Origam</a></div>]]></description>
               </item>
      <item>
         <title>II. UNIROCK OPEN AIR FESTIVAL ISTANBUL</title>
         <link>http://www.last.fm/user/blastrula/journal/2009/07/28/2wdygb_ii._unirock_open_air_festival_istanbul</link>
         <pubDate>Tue, 28 Jul 2009 05:08:06 +0000</pubDate>
         <guid isPermaLink="true">http://www.last.fm/user/blastrula/journal/2009/07/28/2wdygb_ii._unirock_open_air_festival_istanbul</guid>
         <description><![CDATA[<div class="bbcode"><a href="http://www.last.fm/festival/943645+UNIROCK+Open+Air+Festival+II" class="bbcode_event">Fr., 17. Jul. – Unirock Open Air Fest 2009 </a><br /><br /><strong>17 Temmuz Cuma</strong><br /><br />Her zamanki gibi is cikisi gittim Unirock’a da. Daha önce Macka Kücükciftlik Park’a gitmemistim. Rumeli Caddesi’ne yaklasik 1,5 km uzaklikta oldugunu hesaplamistim Google Earth’ten. Nisantasi’nda metrodan cikinca konser gürültüsünü duyabilecegimi sanmistim saf gibi. Ama nerdeee? Bang Your Head’de, festival alanina 3 km uzaklikta kalmistim da cok rahat bir sekilde ne caldigini duyabiliyordum.<br /><br />ITÜ’nün Macka kampüsüne dogru yürüdüm. Ufak ufak sesler gelmeye basladi. Sonunda citlerine ulastik Ciftlik Park’in. Magilum caliyordu. Etrafinda bir tur attiktan sonra girise ulasabildim. Magilum’a yetisemedim ama cok da bir sey kacirmadigimi ögrenecektim sonradan.<br /><br />Izledigim gruplarla ilgili üc bes bir sey karalayayim. Yalniz sunu caldilar bunu caldilar diye uzun uzadiya degerlendirmekse dedigim gibi kisaca deginecegim. Zaten aklimda da degil hicbirinin playlisti:<br /><br /><span style="text-decoration:underline;">Soul Sacrifice:</span> Daha önce Rockstationlardan birinde izlemistim (sanirim 2003’tekinde). O zaman da etkilememisti, simdi de etkilemedi. Konser zamani daha cok alani gezmeyi tercih ettim (10 dakkada her yeri gezebiliyorsun gerci – festival ve organizasyonla ilgili görüs  ve degerlendirmemi asagida görebilirsiniz). Tshirt filan aldik. Cekiliste de 1 sirayla tshirt’ü, 26 sirayla elektro gitari kacirmisim.<br /><br />Soul Sacrifice vokalistinin (ismini bilmiyorum kusura bakmasin ve su an yaziyi yazdigim yerde degil internete, cep telefonuna erisimim bile kisitli) bazi söylemleri garibime gitti. Metalciler olarak, o sirada biz bize olmamiz cok sevindirmisti onu. “Bizim gibi olmayanlarin” disarida oldugundan bahsetti. Yani tamam, metal dinleyenler olarak gerek müzik tarzimizdan, gerekse de dis görünümümüzden dolayi “normal” insanlar tarafindan dislaniyor, hor görülüyor ve zaman zaman tacize bile ugruyoruz ama onlar disarida, kendi aramizdayiz diye de adamlara laf söylersen onlardan bir farkin kalmaz. Bilmiyorum aciklayabildim mi kendimi. Iranli arkadaslarimiz icin yaptiklari aciklama ve seyircilerin verdigi tepkiler de ayri güzeldi. Bir Iran sevdalisi olarak bu konuda hassasiyet gösteren herkese tesekkür ediyorum ve Iran’da bulunan kardeslerim icin ben de tekrar hak ettikleri yasama kavusurlar dileginde bulunuyorum.<br /><br />Arch Enemy: Listemdeki mutlaka görülmesi hatunlardan biriydi Angela (sanirim her metal dinleyen erkegin listesinde kendisi). Angela’nin bizimle iki kelam etmesi icin 2 veya 3 sarkinin gecmesi gerekti. Ses sisteminin de etkisiyle seyrici ve Arch Enemy arasinda gerekli enerji olusamadi diye düsünüyorum. Biraz yönlendirmeyle cok rahat azdirabilirlerdi bizi (bknz. Kreator). Bis icin cagirilmak üzere sahne arkasina gectiklerinde hicbirimiz dogru düzgün bagirmadik. Bir kac kisi bagirinca gelip sadece Nemesis’i calip gittiler. Bence bagirsaydik en az bir sarki daha calarlardi. Harbiden lan niye tezahürat yapmadik biz Arch Enemy’ye?<br /><br />„Nemesis“ diye tezahürat yapilmaya baslandi daha besinci sarkida. Angela da haliyle „Hele bir durun usaklar, on sarki var daha oraya gelmemize“ diye uyardi. Ha konu acilmisken bununla ilgili bir sey söyleyeyim. Bazi konserlerde üzüntüyle karsilastigim, bana karalar baglattiran bir manzaradan bahsetmek istiyorum. Neredeyse her grubun konserlerinde kesinlikle caldigi ve hatta konserlerini bitirdigi bir sarkilari vardir. Örnek olarak en az 3 defa canli izledigim gruplardan; Blind Guardian’dan Bard’s Song ve Mirror Mirror’i (kapanis sarkisi), Sodom’dan Agent Orange’i, Pentagram’dan Anatolia’yi (kapanis sarkisi), Bulutsuzluk Özlemi’nden Sözlerimi Geri Alamam’i (kapanis sarkisi) istemenin bir manasi yok. Hatta sacmalik. Cünkü bu adamlar bu sarkilari calmaya basladilar mi, bil ki konser bitiyor. Lan hemen konserin bitmesini mi istiyorsunuz? Adami hasta etmeyin. Bir daha gelirlerse bagirmayin „Nemesis, Nemesis“ diye, e mi benim canlarim?<br /><br />18 Temmuz Cumartesi<br /><br />Cumartesi günü One Bullet Left’i izlemeyi istiyordum ama cok sicakti be yahu. O yüzden direk Rotting Christ’a damlamayi kararlastirdik.<br /><br />Rotting Christ: Rotting Christ’i ne Türkiye disinda, ne de DVD’de izledim. Bu grubu hic duymamis biri bile konserden müthis bir keyif alip, gruba yakinlik besler diye düsünüyorum. Diger ülkelerde de acaba bu sekilde karsilanip seviyor mu diye merak ediyorum acikcasi. Belki Yunanistan’da izlemek nasip olur.<br /><br />Theogonia’yi neredeyse tamamen caldilar. 2007’deki konserlerinden farkli olarak bu sefer Nemecic de fardi playlistte. Theogonia, issiz adaya düssem yanima alacagim üc albümden biri oldugundan mütevellit (diger ikisi Death’ten Symbolic ve Sodom’dan Agent Orange), benim icin yine cok güzel bir konser oldu. King Of A Stellar War’daki mimikleri beni benden aldi. Samimiyetiniz ve dostlugunuz icin tesekkürler Cürüyen Isa.<br /><br />Paradise Lost: Cik disari cik! Sevmiyorum, sevemiyorum bu grubu arkadasim. Gercekten iyi niyetle, ön yargisiz dinliyorum/dinlemeye özen gösteriyorum ama yok, zorla güzellik olmaz nitekim. Öyle oldugu icin de pre-Kreator’da solda duran Tuborg cadirinin altina gectik (cok cebellestik o cadirla sonra, cook). Adamlar sahnede hic konustu mu hatirlamiyorum acikcasi. Sarkilari cok sikici (evet iki anlamda da düsünebilirsiniz) geliyor bana. Konser sirasinda Foca Rock Tatili icin dagitilmis olan kagitlarla türlü atraksiyonlar yaptik. Tülin’im bana gemi yapmasini ögretti, ben de ona ucak yapmasini. The Enemy ve Requiem vasatin üstünde buldugum iki Paradise Lost parcasidir. Requiem’i caldilar ve benim icin misyonlarini tamamladilar. Grup geldigi icin sevinene rastlamadigim gibi, konser performanslari hakkinda güzel seyler söyleyene de denk gelmedim.<br /><br />„The Holy“ Kreator: Last.fm shoutboxlarinda ve forumlarda Paradise Lost’un tam aksine Kreator’dan övgüyle bahsetmeyene denk gelmedim. Ben öyle fazla mosh pite giren bir adam degilim (aksi gibi yanimda hep esya oluyor). Municipal Waste’de Circle Pit’e, Exodus’ta Wall Of Death’e girmedim, daha ne diyeyim? Ama Kreator aciklandigindan beri Mosh pitten cikmamayi kafama koymustum. Dürüst olmak gerekirse Kreator’u sevmeme ragmen calisma imkanim olmamisti. Sodom en sevdigim grup. Destruction’i Wacken’da izleyecegim diye calismistim. Tankard’i da 2003’te Ankara’da izlemistim. Kreator hep biraz geri planda kalmisti benim icin. Festival vesilesiyle dersime cok iyi calismistim. Hatta konser günü Enemy Of God’in büyük kismini gitarda calmayi ögrenmistim.<br /><br />Esyalarimi Tülin’e emanet edip cihadda carpismak üzere kardeslerimin arasina karistim. Tahmin edildigi gibi Hordes Of Chaos’la girdiler olaya. Aninda da kosusturmaya basladik. Sonra hemen duruldu millet. Lan oglum gelsenize! Yok. 3-5 kisi katildi da sarki sonuna kadar idare ettik. Phobia basladiginda sag tarafta daha büyük bir mosh pit sahnesi gördük. Lacin’le o tarafa gectik (sonra koalisyon kurulacakti ve alan daha da büyüyecekti). O taraf daha eglenceliydi. Katilim daha fazla ve sertti. Yani ne yazilabilir ki? Yer yerinden oynadi adeta. Ses sisteminin de kötü oldugunu düsünmüyorum (Kreator konseri ve Türkiye standartlari icin diyorum). Solo, ritim, bateri, vokal hepsini rahat rahat duyuyordum. Amok Run disinda (ki bence ortam icin müthis uygun bir parcaydi) bütün hayvan gaz sarkilari caldilar. Son 5 sarkida artik dayanamayip üstümü de cikardim. Terli terli sürtündügüm, dokundugum arkadaslar kusura bakmasinlar. Yalniz bir tane cok saglam pence yedim kaburganin hemen altina. Terimin son damlasina kadar carpistim ve müthis bir keyif aldim. Mosh pite katilan herkese buradan da tesekkür ederim.<br /><br />Simdi Alman kare asini canli izlemis biri olarak onlari bir degerlendirmek isterim. Ama kistas olarak neyi alacagimi bilemiyorum. Destruction’i Türkiye’de izlemedim hic. Wacken’da nirvanaya ulastigimi onlarin konserinde hissetmistim. En sevdigim grup olan Sodom’u 3 kere izledim. Wacken’da özel sov hazirlamislardi. Simdiye kadar grupta calan herkes (sadece rahmetli Chris Witchhunter hastaligindan ötürü gelememisti) sahne almisti. O da benim icin apayri bir seydi (Blackfire’i filan dinledim lan Agent Orange calarken!). Bir ara sahnede 5 gitar 2 bateri ayni anda caliyordu, benim icin nasil özel olmasin degil mi ama? Tankard’i 2003 Rock Station’da izlemistim daha önce de yazdigim gibi. Sahne kücük olmasina ragmen müthis bir sov ortaya koymuslardi. Simdi sorarsaniz ki hangisinde en cok eglendin diye, Kreator derim. Ama hangi konserde bir daha olmak istersin derseniz hic düsünmeden Sodom’un 2007 Wacken’daki konseri derim. Degiskenler cok fazla oldugu icin gruplarin sahne performanslarini birbirleriyle kiyaslayamadim halbuki paragrafa baslarken yapabilirim sanmistim.<br /><br />19 Temmuz Pazar<br /><br />Arsames ve Bilocan’i Pazar günü mutlaka izlemek istiyordum. Ayrica daha önce 2 kere satis koydugum Episode 13’ü de sonunda izleyecektim. Ama arkadasim, hava öyle bir sicakti ki, degil festival alaninda, evde bile zor duruluyordu. Anasinin gözü gibi konser aralari oldugu icin de göze alamadim öglenin 2’sinde festivalde olmayi. Böylece Episode 13’ün 13 bölümlük satis dizisinin ücüncüsünü de cekmis olduk.<br /><br />Firewind: Firewind’in en sevdigim sarkisi olan Mercenary Man calmaya basladiginda Inönü Stadi’nin önündeydik. Yüksek tempo yürümüs olsak da yetisemedik sarkiya. Olsun canli dinledim sonucta. Sanirim son 3 veya 4 sarkiya yetistik. Güzel bir performans sergiledi. Gus G.’yi kanli canli görmüs olduk böylece.<br /><br />Amon Amarth: Tülin konseri önden izlemek istedigi icin Firewind’den hemen sonra öne cöreklendik. Johann yine boynuzuyla sahnedeydi. Sarkilari hangi sirayla caldiklarini hatirlamiyorum. Ama yine cok eglenceliydi. Grubun seyircilerle iletisimi cok iyiydi. Seyircilerin de keza her sarkiya basariyla eslik etmesi grubu da costurdu haliyle.<br /><br />Tülin’in tansiyonu düstügü icin cadira gectik. Dar acidan izlemeye devam ettik Amon Amarth’i. Death In Fire’i cakarak bitirdiler konseri. Amon Amarth’in en atesli hayranlarindan biridir bence Türkiye’dekiler. Aralik’taki konserde de dikkatimi cekmisti. Bu sefer de cok güzel organize olmuslar. Onlari da tebrik edeyim buradan (ne haddimeyse).<br /><br />Biraz da organizasyon ve seyirciden bahsedelim. Kendimce alt basliklarda incelemeyi uygun gördüm:<br /><br />Ses sistemi: Her yerde ses sistemi söyle, ses sistemi böyle denmis ama ben Türkiye sartlarindaki en iyi ses sistemlerinden biri oldugunu düsünüyorum. Gecen seneki Judas Priest (o da Kurucesme’deydi zaten) bundan daha iyiydi. Yani insanlarin ses sistemini kötülerken nereyi kistas aldigini merak ediyorum. Türkiye sartlarinda gayet iyiydi bence ses ama bundan cok daha iyi olabilir tabi. Kesinlikle “daha ne istiyorsunuz lan?” tribinde degilim, yanlis anlasilmasin.<br /><br />Sosyal olanaklar: Festivale insanlar eglenmeye gider. Bu da salt konser izlemekle olmaz. Sadece metal müzik gruplarinin ciktigi bu festivalde insanlar kendileriyle ortak paydada bulusan insanlarla hos vakitler gecirmek ister. Begenmedigim/ilgimi cekmeyen grubu ben izlemek zorunda miyim? Degilim. E peki ben ne bok yiyecegim o sirada? Iste bu düsünülmemis. Yok yani disari da cikmamiza izin verilmedi (buna ayriyetten deginecegim). Oraya bir tane PS3 oyunu koyarak olmaz bu is. Lunapark calismaya devam etseydi sadece icerdekiler icin bence gayet hos olurdu. Ne sebeple yapmamislar anlamiyorum. Organizasyon tarafindan yapilan cok acemice bir hataydi bence bu. Gözden kacmis olmasinin imkani yok. <br /><br />Kamp: Kamp alanini Kücükciftlik Parki tavaf ederken yukaridan gördüm ve dehsete kapildim. Betonun üstünde, kic kicaydi cadirlar. Kamp bileti olan arkadaslarin 3 gün boyunca disari cikamayacaklarini ögrenince dumurlardan dumur begenmek zorunda kaldim. Yani sehir disindan ya da Istanbul’un uzak köselerinden gelen arkadaslar (yani mutlaka konaklamaya ihtiyaci olanlar) ne düsünürler bilmem. “Yatacak bir yer olsun da, neresi olursa olsun” diyorlarsa sorun benim dramatize ettigim boyutta degildir demektir. “Organizasyon daha ne yapsin? Kamp alani olduguna sükret zibidi.” diye de cikisirsa biri, daha festival alani seciminin en bastan yanlis secildigini söyler onu dut yemis bülbüle ceviririm.<br /><br />Yani o sicakta, kisitli gölge ve soguk icecekle ve düsük kalite yemek imkanlariyla insanlar 3 günlerini gecirdiler ya, bir tebrigi hak ettiler. Harbiden “les” metalcilermis. Almanya’da iki festivale gittim, ikisinde de kamp ve festival alani birbirlerinden ayriydi. Kamp alanina istedigini götürebiliyordun mantikli olarak. Organizasyon para politikasini baska yerde kaleme aldim (bu terimi de anlamiyorum artik. Artik kagit kalemle mi yazi yaziliyor? Ben su an laptopta yaziyorum misal).<br /><br />Fiyat: 50 lira gercekten cok düsük bir ücretti böyle bir line up icin. Ancak organizasyon, insanlari iceride hapis tutarak, onlari para harcamak zorunda birakarak gelir elde etme politikasi benimsemis. Bence bilet fiyatlarini biraz daha yükselterek bu sacmaligi yapmak zorunda kalmayabilirlerdi. Ben sahsen 3 gün boyunca hicbir sey almadim iceriden.<br /><br />Sahne önü bileti: Bu konu last.fm shoutboxlarinda da tartisilmisti. Sahne önü alanlardan bazilari, sevdikleri gruplari diplerinden seyretmek, bazilariysa öne yapilan baskida ezilmemek adina aldiklarini söylemislerdi. Ben ve benim gibi sahne önü bilet uygulamasina karsi olan arkadaslar da cözümler sunmustu. Sahne önü bilet uygulamasi olmasa, sevdigin grup icin erkenden önden yer tutup yine diplerinden izleme imkanin olurdu dedik. Buna karsi da önde durmanin imkansiz oldugunu, milletin öne gecmek icin baski yaptigini ve insanlari ezdigini söylenmisti (özellikle bayan arkadaslarimiz). Fakat bu festivalde öyle bir öne cullanma olayi yasamadim ben (Amon Amarth konserinde cok kisa bir süre icin cullanildi). Bence bu sahne önü olayinin gereksiz oldugunu göstermis oldu seyirci (konsere alternatif etkinlikler olmamasina ragmen). Zavalli Mille konser boyunca öne gelin öne gelin diye bagirdi ama garibim bilmiyor ki arada bariyer var. Saf Mille’m benim. Almanya mi bura?<br /><br />Konser aralari: Yoksa konser tatilleri mi desek? Iki konser arasinda 1 saat olur mu be arkadasim? Hadi bir saat ara koydun, o sirada o insanlar ne yapacak? E tabi gitsinler bira ve yiyecek alsinlar degil mi? Para harcasinlar ne olacak. Yine aktivite olanaginin olmamasina gelecegim bilmem kacinci kez. Yazik günah o kadar insana.<br /><br />Tshirt ve hatira esya: Festival tshirtü olmasini bekliyordum. Fiyati 15 lira olunca sasirmistim. En az 30 bekliyordum ve kendimi de ona hazirlamistim. Sevindim önce ucuz diye. Ama tshirtün kumasini görünce sevinc, yerini hayal kirikligina birakti. Resmen kaziklandik. O kalitede bir tshirte baska bir yerde 15 lira versek demedigimizi birakmayiz.<br /><br />Hatira esya olayina keske biraz agirlik verilseymis. Bir kupa yapilir, sweatshirt yapilir, hatta havlu bile yapilir. Hic mi bu organizatörler yurt disinda festival görmemisler? Yoksa bu seyirci, bu dinleyici bunlara layik degil mi? Öyle uzun uzadiya düsünmeyi gerektirecek seyler degil. Ha yapilmak istenmistir, olmamistir (mantikli sebeplere dayandirilarak), iste o zaman da 70 milyonun önünde (hep bunu kullanmak istemisimdir) organizatörlerden bu konuda özür dilerim.<br /><br />Biralar icin depositolu festival bardaklari yapsalar ve 6 liraya satsalar benden en az 4 tane calisirdi mesela (bardaklari geri vermezdim tabi). Bu olayin akillarina gelip gelmedigini gercekten merak ediyorum.<br /><br />Lokasyon: Ofsayt. Istanbul il sinirlarinda festival yapmak sacmayken sen bunu tam göbeginde yapiyorsun. Catalca’da festivallere uygun süper alanlar var mesela. Tekirdag’da, Kirklareli’nde de oldugundan eminim. Özellikle trenle ulasimin oldugu yerlerin göz önünde bulundurulmasi gerekir. Yine de bence en güzel yer Eskisehir olurdu.<br /><br />Organizasyon: Organizasyon uyusturucu politikasi gütmeyi tercih etti. Ucuz bileti verdi, ondan sonra iceride sögüslemeye calisti. Kendince basarili oldu olamadi bilemeyecegim ama yaptigi hos degildi. Bir kere insanlar neyle karsilasacagini bilmiyordu. Festivalde calacak olan gruplarin hepsinin linki bile yoktu sitelerinde. Websitesi de gercekten kötü, bilgilerindirmeden uzakti. Iletisim sadecec mail yoluyla olabiliyordu. Herhangi bir telefon numarasi yoktu. Bilmiyorum maillere ne ölcüde cevap geliyordu. Eksisi/acemiligi coktu yani. Tek artisi olarak bu kadar grubu bu fiyata getirmek oldu benim gözümde. Yani biletleri 70 liraya satin alip yine ayni muameleyi de görebilirdik. Insafli davranmalari aklima gelen tek artisi. Varsa daha akla gelen paylasilsin lütfen.<br /><br />Yani organizatörler bu isin icinde olan insanlar deniyor, ya gercekten merak ediyorum ne kadar icindeler? Bu yazilan seyler göz önünde bulunduruldu da mi olmadi acaba? Ben sahsen isin icinde degilim. Disaridan seyirci olarak katiliyorum ve bu islerin nasil yapildigini, nasil düzenlendigini bilmiyorum. Türkiye’nin sartlariyla Almanya’nin sartlarinin da ayni olmadigini biliyorum. Sadece kendimce nerelerde eksik vardi, neler yapilabilirdi diye fikrimi sunmaya calisiyorum. „Kolaysa sen yap lan“ demesin kimse eminim kolay degildir. Bir aksam yemegi veya parti organizasyonu yaparken veya basketbol turnuvasi düzenlerken bile kac seyle ugrasiyorsun, bu ondan kat kat zordur. Hani olur ya, organizasyondan birileri okursa bu yaziyi, sicip sivama güdüsüyle degil de, cesitli yerlerde konserlere/festivallere gitmis bir arkadas gözüyle yazdigimi bilsinler. Ukalalik hele hic degil. Zaten elimden geldigince yapici elestiriler yapmaya calisiyorum. Hem organizatörler, hem gruplar, hem de seyirciler metal festivallerine yeni yeni alisiyor. Hepimizin acemiligi var. O yüzden hosgörüyü elden birakmadan birbirimizi daha iyiye götürmeye calismaliyiz. Acikcasi seyirci profilinin daha iyiye gittigini gördüm ve seyirciler organizasyonlarin kendini gelistirmeleri adina en büyük atesleyici oldugunu düsünüyorum.<br /><br />Seyirci: Kocaman bir alkis! Daha önce last.fm’de Türkiye’de hic festivale gitmedigimi dile getirmistim (acik hava festivalini kastediyorum). 10 yildir bircok konsere gittim. Oradaki deneyimlerimden ve last.fm shoutboxlarindaki yazismalardan/küfürlesmelerden tahmini bir profil olusturmustum kafamda. Fakat cok yanilmisim. Ufak tefek seyler disinda bence Almanya’daki bir seyirci profilinden hic farkimiz yoktu. Amon Amarth  konseri disinda ön tarafa yüklenildigini görmedim/hissetmedim. Hatta var ya, bence daha atesliydik gavurlardan.<br /><br />12-13 yasinda kardeslerimiz de vardi, 40 yas üstü abilerimiz ablalarimiz da. Zaten bazi konserler icin neyse de, festivallerde yas sinirina kesinlikle karsiyim. Yani 15 yas altindakiler icin ebeveyn sarti filan konulabilir de digerleri icin her hangi bir sorun teskil etmemeli festivale gelmek.<br /><br />Son kez Kreator’daki mosh pite deginecegim. Bazen insanlari dügünde dans pistine kaldirir gibi cagirmak zorunda kaldik. Bakiyorum, mosh pittekilerin cogu artik „genc“ diye tabir edilen yasi asmis, isi gücü olan adamlardi. Ben sahsen genclerden daha fazla katilim beklerdim. Negatif tek sey, mosh pite girmeyen ama kiyisinda duranlarin kendilerine dogru gelenleri güclü bir sekilde ittirmeleriydi. Arkadasim zaten insanlarin basi dönüyor, sen de ittirirsen o adam düser bir tarafini sakatlar. Yapmayin böyle seyleri. Birini uyarmak zorunda kaldim. Sonra bizzat kendisini mosh pitte gördüm. En cok hosuma giden sey ise, biri düstü mü herkesin durmasi ve apar topar düsen kisiyi kaldirdiktan sonra tekrar kudurmaya devam edilmesiydi.<br /><br />Festivale gelen ve orayi güzellestiren, organizasyonda o veya bu sekilde görev alan herkese, bizlere güzel bir haftasonu yasattigi icin tesekkür ederim.<br /><br /><a href="http://www.last.fm/music/Soul+Sacrifice" class="bbcode_artist">Soul Sacrifice</a><br /><a href="http://www.last.fm/music/Arch+Enemy" class="bbcode_artist">Arch Enemy</a><br /><a href="http://www.last.fm/music/Rotting+Christ" class="bbcode_artist">Rotting Christ</a><br /><a href="http://www.last.fm/music/Paradise+Lost" class="bbcode_artist">Paradise Lost</a><br /><a href="http://www.last.fm/music/Kreator" class="bbcode_artist">Kreator</a><br /><a href="http://www.last.fm/music/Firewind" class="bbcode_artist">Firewind</a><br /><a href="http://www.last.fm/music/Amon+Amarth" class="bbcode_artist">Amon Amarth</a></div>]]></description>
               </item>
      <item>
         <title>Nihayet Marduk</title>
         <link>http://www.last.fm/user/blastrula/journal/2008/01/15/8pnxs_nihayet_marduk</link>
         <pubDate>Tue, 15 Jan 2008 18:34:31 +0000</pubDate>
         <guid isPermaLink="true">http://www.last.fm/user/blastrula/journal/2008/01/15/8pnxs_nihayet_marduk</guid>
         <description><![CDATA[<div class="bbcode"><a href="http://www.last.fm/event/416200+Marduk+at+Studio+Live+on+10+January+2008" class="bbcode_event">Do., 10. Jan. – Marduk, Zonaria, In Battle, Artisian</a><br /><br />Yine is cikisi gittigim bir konser oldu (bkz. Atlantis Festivali). Neyse ki bu sefer tedarikliydim de is yerimde Wacken sweatimi ve kot pantolonumu giydim. Ayagima da gecirdim botlari tuttum Taksim’in yolunu. Cikmadan Studio Live’in yerine bir daha baktim internetten. Rotting Christ konserinin oldugu yermis. Bilerek gec ciktim ki ikinci grubun ortalarinda mekana gireyim diye. Gittim yemek yedim önce. Studio Live’in girisine gittim. Biraz bekledim zira saat 9’a yaklasmasina ragmen kapi acilmamis gibi gözüküyordu. 2-3 abi girdi iceri sonra. Sokaktaki ayyas bir herifin (konsere gelmisti sanirim o da) rezaletini seyredip güldükten sonra ben de iceri girdim. Nisan’daki konserde girdigimiz kapiya gittim ama siki siki kapaliydi. Bekledim biraz. Kat arasinda bekleyen iki arkadas vardi. Onlar da konseri bekliyorlarmis. Sonra iceriden iki kisi cikti. Cocuklardan biri cikanlardan birini taniyormus. Kapilarin ne zaman acilacagini sordu da „Birazdan“ cevabini aldi. Beklemeye devam ettik. Yalniz iceriden baya baya müzik geliyordu. Konserin basladigini söyledim de „Yok abi soundcheck yapiyorlar“ dedi bir tanesi. Ama soundcheck dedigimiz seyde grup, sarkinin maksimum 20 saniyesini calar. Bu adamlar baya baya caliyordu. Bizim kapi sandigimiz seyin önü baya kalabaliklasmaya basladi. Paramizla rezil oluyorduk resmen. Sonra kapiyi caldik da icerden bakan kisi, girisin yandan oldugunu söyledi. Söverek asagi giderken yukaridan, yukarida da kapinin acildigini söylediler. Ciktik yine yukari. Kapi kapaliydi. Aleni tassak gecildik. Neyse sonunda Aziza diye bir yerin girisinden Studio Live’a ulastik. <br /><br />Sahnede amfileri, baterinin önünü filan yaprakli aglarla kapatmis, askeri pantolon giymis bir grup vardi (Sabah kontrol ettigimde Artisian oldugunu ögrendim). 2007’de cikan albümlerini dinlemistim hafta boyunca birkac kez ama grup sahnedeyken hic tanidik gelmedi. Ya ben cok kötü bir dinleyiciyim ya da Studio Live’in ses düzeni iyi degil. Bilemiyorum. <br /><br />Bu arkadaslar sahnedeyken müthis eglendim cünkü sagimda kalan barda South Park’in ilk sezonundan Volcano bölümünü oynatiyorlardi. Cartman Scuzzlebutt efsanesini uydurmasi, sonra onun kiligina girmesi, „duck and cover“, Ned ve uncle Jimbo’nun avcilik ve Vietnam maceralarini seyrettim. Akabinde de South Park ilk sezonunun ilk bölümü olan Cartman Gets An Anal Probe cikti. Favori bölümlerim arasinda sayilmaz ama Artisian’dan daha fazla ilgimi cekti. <br /><br />Artisian sahneden indikten sonra gittigim onlarca konserde basima ilginc bir olay geldi (daha önce sadece Subat’taki Bostanci’da olan Pentagram’da olmustu böyle bir sey). Arkamda duran bir cocuk bana nazikce arkaya gecmemi, boyum cok uzun oldugu icin sahneyi göremediklerini söyledi. Ben de nazikce öyle bir sey yapamayacagimi ve konseri önden seyredecegimi söyledim. Sonra ondan daha zeki oldugunu tahmin ettigim arkadasi beni yan tarafa davet etti. Hem ordan daha iyi görürmüsüm. Ben de yandan daha iyi görülüyorsa grupca onlarin oraya gecmesini önerdim. Sonra asagidan bir ses duydum „Ama benim önümü kapatiyorsun“ diye. Meger bir tane de kizcagiz varmis orada. Marduk sahneye ciktiginda en öne gecmeye calisacagimi ve böylece sahneyi görebileceklerini söyledim. Daha iyi bir fikir gelmedi acikcasi aklima.<br /><br />Zonaria sahneye cikmadan bir daha Volcano bölümünü gösterdiler. Bir daha seyredesim gelmedi. Zonaria’nin bascisi cikti önce. Baya baya hatun sandim önce. Ama en cok gitari ilgi cekti. Bu arkadaslarin da yarim saate yakin süren soundcheckine katlandiktan sonra konser basladi. Isvecli olduklarini haykiran bu grup melodik death yapiyordu ama bu türün en can alici noktasi olan gitarlarda bir bok duymayinca konserden de zevk alamadim dolayisiyla. Bu arada Volcano bittikten sonra About Schmidt diye bir film basladi. Seyretmeye ugrasmadim. Altyazilari okurken kasiyordum zaten. Sonra Marduk cikinca film yarida kalmasin diye hic baslamadim. Zonaria da isini bitirip inerken arkadan birinin „Seker gibi cocuk valla“ yorumu nedense cok komigime gitmisti. Tonlamasindan herhalde.<br /><br />Sonra bolca dazlak abilerden olusan bir grup sahneye cikacakti ki, onlarin da In Battle oldugunu ertesi sabah yaptigim arastirmalarimda ögrendim. Yalniz onlar sahneye cikmadan önce sol taraftan „Acin lan ön tarafi“ nidalariyla 3-4 zibidinin oldugu bir grup geldi. Benim solumdakileri de ittirerek kendilerine yer actilar. Beni de ittirmeye calistiysa da o zibidilerin en zibidisi, yerimden cekilmedim. Diklendi, dayilik tasladi ama sökmedi. Sonra önümde duran arkadas araya girdi. Bu köpegin kudurmasi bitmedi ama. Yine ittirmeye calisti. Sonra o arkadas yine araya girdi, bu sefer de ona satasmaya basladi. Kütük gibi sarhos. Yanindakilerin yardimiyla ayakta duruyor. O arkadas güvenlige gidince zibidiler oradan ayrildilar. Sonra da bir daha görmedim onlari.<br /><br />Kel abilerde kalmistim... Aklimda kalan vokalistin arada hoparlörü tekmelemesi ve her sarkidan sonra „Fuck you“ demesiydi. Eglendi o da kendi capinda. Yalniz bascilarini metal camiasindan birine fena halde benzettim ama cikaramadim bir türlü.<br /><br />Saat 11’i biraz geciyordu Marduk icin soundchecke geldiklerinde. 20 dakikada filan hallettiler. Sonra 5-10 dakika da Marduk’u bekledik sahneye cikmasi icin. Ve sonunda geldiler...Gecen sene 25 Mart’ta geleceklerdi de iptal olmustu. Ondan önce de 2005 sonbaharinda gelme durumlari vardi Izmir’e. Fakat üniversitede son senem oldugu ve bir dönemde vermem gereken 16 dersim oldugu icin o konserin olup olmadigini bile takip edememistim. Buraya maalesef playlist yazamayacam. Kac sarki caldiklarini da bilmiyorum. Oraya sadece eglenmek icin gitmistim. Ilk sarkida hemen büyük bir baski hissettik üzerimizde. Ikinci sarki Baptism By Fire’di ve orada film koptu iste. Sahneyle aramizda duran parmakliklar (Rotting Christ konserinde yoktu böyle bir sey) bir daha kaldirilamamak üzere yikildi. Ben kendimi bir anda ücüncü sirada buldum. Sonra izdihamdan sikilip geri cekildim. Sacma bir pogo döndü ortada (evet black metal konseri ve pogo!). Lars Ulrich’e benzeyen bir birader vardi. Crowdsurfing yapip öne gitti. Iri kiyim abiler bunu ordan alip tekrar aramiza saldi. Sonra tekrar kaldirtti kendini. Bu sefer almadilar. Ama o pes etmeyip tekrar tekrar denedi. Bu arada The Hangman Of Prague sarkisinda seyircilere iyice yaklasan Mortuus’un yanagini oksayan birini gördüm. Sen o kadar boyan et, elin Türkü gelsin senin yanagini oksasin. Keske biraz daha ileri gidip makas alsaymis.<br /><br />Dedigim gibi playlist icin kasmadim. Sanmiyorum ki 15’ten fazla sarki calmis olsunlar. Panzer Division Mardukla bitirdiler konseri yanlis hatirlamiyorsam. Ayip ettiler, öyle gazi vecrip kacmak yakismadi. Jesus Christ...Sodomized, Slay The Nazerene, Christraping Black Metal, Bloodletting, Night Of The Long Knives, World Funeral calmalarini umdugum ama Marduk’un calmadigi sarkilar oldu. Sahneden indikten sonra fazla bagiran olmadigi icin bis yapmadilar. Sanirim herkes bir an önce eve gitmek istedi (ben istedim, ne yalan söyleyeyim).<br /><br /><a href="http://www.last.fm/music/Marduk" class="bbcode_artist">Marduk</a><br /><a href="http://www.last.fm/music/Artisian" class="bbcode_artist">Artisian</a><br /><a href="http://www.last.fm/music/Zonaria" class="bbcode_artist">Zonaria</a><br /><a href="http://www.last.fm/music/In+Battle" class="bbcode_artist">In Battle</a></div>]]></description>
               </item>
      <item>
         <title>Bir Wackenci’nin El Rehberi</title>
         <link>http://www.last.fm/user/blastrula/journal/2008/01/05/8pnnu_bir_wackenci%E2%80%99nin_el_rehberi</link>
         <pubDate>Sat, 5 Jan 2008 13:41:57 +0000</pubDate>
         <guid isPermaLink="true">http://www.last.fm/user/blastrula/journal/2008/01/05/8pnnu_bir_wackenci%E2%80%99nin_el_rehberi</guid>
         <description><![CDATA[<div class="bbcode">Türk pasaportu tasiyorsaniz, Almanya’ya girisiniz herhangi bir Avrupa Birligi ülkesi vatandasindan cok daha zor oluyor maalesef. Wacken’a gitmenin en zor tarafi da maalesef bu vize olayi. Ben de gitmek isteyenlere kolaylik olmasi icin tecrübelerim ve yasadiklarim dogrultusunda bir yazi hazirlamaya karar verdim. Ileride gitmek isteyenlere isik tutmasi acisindan faydali olacagini düsündügüm bu yaziyi internette mümkün oldugunca cok forum ve site yayinlamak ve yayinlatmak istiyorum. Böylece gitmeye tam anlamiyla karar vermeden önce neleri göze almaniz ve ne kadarlik bir bütce ayirmaniz gerektigini görürsünüz.<br /><br />Bu ilkokullararasi kompozisyon yarismasi tadindaki giristen sonra gelelim asil olaya. Bu yaziyi okudugunuza göre Wacken Open Air’in dünyanin en büyük 3-5 Metal müzik festivalinden biri (belki de en büyügü) oldugunu biliyorsunuzdur. 1989 yilindan beri organize edilir (ayrintili bilgi icin <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Wacken_Open_Air" rel="nofollow">http://en.wikipedia.org/wiki/Wacken_Open_Air</a> ve <a href="http://www.wacken.com/" rel="nofollow">http://www.wacken.com/</a> linklerine bakabilirsiniz). O yüzden yirminci yili olmasi sebebiyle Wacken 2009’a özellikle dikkat edin, simdiden para biriktirmeye baslayin. Bu Wacken denilen kasaba Almanya’nin kuzeyinde, Kiel yakinlarinda 1868 nüfuslu (saydim evet) bir kasaba. Danimarka sinirina olan uzakligi 90 kilometre. Hani „Alman irki kesmedi abi beni, bir de su iskandinavlara bakayim“derseniz bir cirpida gidersiniz. Ama Danimarka’nin da söyle bir dezavantaji var; hemen dibinizde Isvec beliriveriyor ve caniniz ceker haliyle.<br /><br />Yilin 11 ay 28 günü 1868 kisinin yasadigi bu kasabaya Agustos basinda dünyanin her yerinden onbinlerce kisi mübarek True Metal Stage’e yüz sürmek icin akin eder. Türkiye’den de bu mevsimde oraya giden haci adaylari olur. Masrafli ve zahmetli oldugu icin de, bir sene öncesinde kafasina koyanlarin %80’inin yapilan hesaplara göre gitmekten vazgectigi görülmüstür. Buyrun asama asama Wacken’a gitmek icin yapilmasi gerekenleri masraflariyla beraber bir gözden gecirelim.<br /><br />Ilk tavsiyem Germanwings’in newsletterina (<a href="http://www.germanwings.com" rel="nofollow">www.germanwings.com</a>) üye olmaniz. Su an Almanya’ya en ucuz ucus firsatini sunan sirket onlar. Mayis basi gibi 150 Euro’ya Temmuz sonu gidis Agustos’ta dönüs olmak üzere bir bilet kapabilirsiniz. Haziran’dan sonrasi gitmeye karar verirseniz 325 Euro’ya kadar cikmaniz olasidir.<br /><br />Ikinci tavsiyem Almanya’ya sadece Wacken icin degil de „Gelmisken bir Hamburg’ta bir Reeperbahn’da iceyim, Bremen’de Bremen Mizikacilari’nin heykelinin önünde fotograf cektireyim“ deyip de kalacak yeri olmayan ve otele, hostele para bayilmak istemeyenler icindir. <a href="http://www.hospitalityclub.org" rel="nofollow">www.hospitalityclub.org</a> sitesine üye olun. Nedir bu site? Adindan da anlasilacagi üzere bir ev sahipligi sitesi. Gideceginiz sehirde yasayan insanlara mesaj atiyorsunuz ve müsait olmasi durumunda ona gidip belese kaliyorsunuz. Icabinda camasir makinesini kullaniyorsunuz, internete girebiliyorsunuz ve kendinize ev yemegi yapabiliyorsunuz ki masraflari azaltabilmek icin önemli bir kalemdir evde yemek yemek. Ayrica yerel birisinden gezi önerileri, uygun yerler hakkinda bilgiler aliyorsunuz ve yeni insanlar taniyorsunuz. Sitenin kurucusunun alman olmasi sebebiyle de en cok alman üye var. Profilinizi mümkün oldugunca doldurun ki samimi gözüksün. Sahsen profilini öylesine dolduranlari mümkün oldukca kabul etmiyorum ben. Üyeliginizin onaylanmasi 2 iki haftayi bulabilir, o yüzden panik yapmayin <br /><br />Vizeye basvurulurken sizden kalacaginiz yer icin bir belge istiyorlar. Eger „dayimda, teyzemde kalacam“ derseniz davetiye isterler sizden. O da oldukca zahmetli ve masrafli bir is. Girismeye degmez bile. Biz de o yüzden hostel rezervasyonu götürecegiz. Rezervasyon yapabilmek icin de cogu hostel kapora istiyor 50-60 Euro. Tesadüfen bir hostel buldum ben Berlin’de. Kapora yatirmadan rezervasyonunuzu yapiyorlar. Böyle bir kac hostelin oldugunu saniyorum. Iyi arastirirsaniz bulabilirsiniz. Benim rezervasyon yaptirdigim hostelin web adresi: <a href="http://www.globetrotterhostel.de" rel="nofollow">www.globetrotterhostel.de</a>. Hostel Berlin’de ama gitmeyeceksiniz nasil olsa.<br /><br />Yer isini de hallettikten sonra gecelim bilete. Bilet olayini Pre-orderla yapmanizi tavsiye ederim. Size, adiniza bilet ayrildigini teyit eden bir mail gelecek. Bu mailin ciktisi ileride hem vize icin, hem de bileti almak icin oldukca isinize yarayacak. Pre-order sayesinde hem biletlerin tükenmesi durumunda zor durumda kalmayacaksiniz, hem de vize alamama durumunda 105 Euroluk bilet parasi bir tarafinizda patlamayacak. Zaten bileti siparis etseniz de Türkiye’ye yollamiyorlar. Gümrükte sorun cikiyormus falan filan...<br /><br />Ucak biletini aldik, bileti siparis ettik. Vize icin altyapi hazirlama calismalari devam ediyor. Schengen vizesi almak icin vize bitim tarihinden sonra en az 6 aylik daha pasaportunuzun gecerliligi olmasi gerekiyor. Bu yüzden en az bir senelik pasaport almak gerekiyor. Pasaport defter parasi 81, bir yillik pasaport da 146,30 YTL. Basvurunuzun ertesi günü pasaportunuzu alabiliyorsunuz. <a href="http://www.iem.gov.tr/iem/?menu_id=110’dan" rel="nofollow">http://www.iem.gov.tr/iem/?menu_id=110’dan</a> pasaport icin gerekli olan seyleri bulabilirsiniz. En gec mayis ortasi bu isi halletmis olmaya bakin.<br /><br />Sira geldi vizeye...Deutschland icin vizeye basvuracaksaniz önce randevu almaniz gerekiyor. Ve bu randevuyu da telefonla aliyorsunuz. Ancaaaak, telefon acabilmek icin Isbankasi’na 21,50 YTL yatirip dekont aliyorsunuz. Evet, randevu alabilmek icin para ödüyorsunuz! Aldiginiz dekontun üstündeki PIN numarasini söyleyerek görüsmenizi yapiyorsunuz. Karsi tarafin söyledigi bütün belgeleri sirasiyla not edin. Yazamadiginiz seyi tekrar tekrar sorun icabinda. Isleri ne, söylesinler. Cünkü anlamadiginiz bir sey olursa aramak icin bir daha 21,5 YTL ödemek gerekecek.<br /><br />Kamu sektöründe calisanlardan, özel sektörde calisandan ve ögrencilerden farkli belgeler istedikleri icin bunlari yazma ihtiyaci hissetmiyorum. Ücünde de ortak olan bir kisma isik tutmak istiyorum. Orada bulundugunuz süre zarfini kapsayacak özel saglik sigortasi yaptirmaniz isteniyor. Sigorta isini ben Genel Yasam’dan (<a href="http://www.genelyasam.com" rel="nofollow">www.genelyasam.com</a>, Telefon: 0212 334 62 00) hallettim. Isterseniz gidip ofislerinden alabilirsiniz, isterseniz heyecan icinde elinize ulasmasini beklersiniz. Ofislerinin Sisli’de olmasi sebebiyle gidip almak pek cok kisiye zor gelmez sanirim. Telefon aciyorsunuz, turistik vize icin sigorta istediginizi söyleyin. Mail adresinizi isteyecekler ve size excel tablosu olarak bir basvuru formu yollayacaklar. Doldurup geri yolluyorsunuz ve ertesi gün de sigorta policenizi almaya gidiyorsunuz. Bu kadar basit.<br /><br />Vize icin sizden Biometrik fotograf isteyecekler. Biometrik fotoyu alman konsoloslugu civarinda bulunan stüdyolarda cektirin. Adamlar sadece bu isten para kazandiklari icin ustalasmislar artik. Ben Besiktas’ta „klas“ bir stüdyoda cektirmistim de patladi fotolar elimde, kabul edilmedi. Tekrar cektirmek zorunda kaldim. Fotolari cektiriyorsunuz ve 15 dakika bile sürmüyor elinizde olmasi.<br /><br />Konsoloslugun vize bölümü o koca binanin yanindan asagiya inen yolun sonunda. Randevudan en az yarim saat önce orda olun. Yogunluga göre 25 dakika erken bile alabilirler. Benim randevum 10:15’teydi, ismim saat 10’da anons edildi. 60 Euroyu mutlaka bozuk olarak götürün. Ayrica pasaportu elinize ulastirilmasi icin 8 lira kargo veriyorsunuz. Vize bölümünün ortasinda bir masada dikilen asabi bir abla var. Önce onun yanina gidiyorsunuz. Ama sakin ha ayakta dikilmeyin. Yersiniz ayari. Oturup uslu uslu bekleyin. Adinizi cagirdiginda elinizdeki dosyayi veriyorsunuz. Binbir zahmetle hazirladiginiz belgelerin yarisina bakilmiyor bile. O asabi abla dosyanizi hazirlayip tutusturuyor tekrar elinize ve kabinlerin oraya yolluyor sizi. Üc kabinden birinde bir tane menopoz teyze var. Ona denk gelmemek icin dua edin. Benim girdigim kabinde 40’li yaslara yaklasan bir abi vardi. Bileti görünce „Rock festivaline mi gidiyorsun?“ diye sordu. Evet deyince de basladik Pink Floyd, Led Zeppelin muhabbeti yapmaya. Abi eski rocker cikti sansima. Belgeleri teslim edip beklemeye basliyorsunuz (konsoloslukta degil tabi, eve gidebiliyorsunuz sonra  ). 2-3 gün sürüyor sonuclari ögrenmeniz. Ben Sali günü ögleden önce gitmistim görüsmeye, persembe ögleden önce elime gecti vizem.<br /><br />Vizemiz, ucak biletimiz, kalacak yerimiz, konser biletimiz her sey hazir. Cadir almaniz gerekiyor konser alanindaki kamp icin. Cadiriniz ne kadar büyük olursa o kadar iyi olacaktir tabi. Benim herhangi bir kamp tecrübem yoktu. Iki kisilik oldugu söylenen bir cadir aldim. Prezervatif kadar bir sey cikti. Zor sigdim. Bir dahaki gidisimde en az 4 kisilik bir cadir alacagim. Bir de baya saglam bir uyku tulumu alin yaniniza. Kazak, sweatshirt, pantolon, bol corap ve semsiyeyi de unutmayin. Sampuan veya dus jeline gerek yok zira o ürünler Almanya’da deli ucuz oluyor.<br /><br />Yolculuk ve festivalle ilgili de biraz bilgi verelim. Germanwingsle gideceginizi varsayarak anlatiyorum. Kadiköyden bütün gece Sabiha Gökcen Havalimanina otobüs kalkiyor (E10). Havas’a 9-12 YTL vermek yerine iki bilet karsiliginda gidebilirsiniz. Cadirla, uyku tulumuyla, esyalarla 10-12 kilo geliyor bir sirt cantasi. 20 kilo hakkiniz var ki, bu da dönüste ucuz alkolden nasiplenmenize yardimici olacak büyük oranda. Biletinizde her hangi bir yer belirtilmez. Bos buldugunuz bir yere oturun. Sabaha karsi Hamburg havaalaninda olacaksiniz.<br /><br />Hamburg’a vardiginizda sizi puslu ve yagmurlu bir  havanin beklemesi olasidir. Haritaya baktiginizda Hamburg’un Londra’nin da kuzeyinde oldugunu göreceksiniz (inanmayanlar baksin ). 110 numarali Hauptbahnhof otobüsüne bineceksiniz. Bileti otobüste soförden aliyorsunuz 5 Euro karsiliginda. 10-15 dakikalik bir yolculuk sonrasinda Tren garinin önünde, son durakta iniyorsunuz. Hatta festivalin baslayacagi gün giderseniz bir sürü metalheadle otobüse binmeniz büyük olasidir. Garda indiginizde ise gözleri yasartan bir manzarayla karsilasirsiniz. Dünya’nin her yerinden gelmis onlarca kardesle karsilasirsiniz (Yasasin Heavy Metal Kardesligi, gaza bak). Benim gözlerim gercekten dolmustu.<br /><br />Hamburg’dan Wacken’a iki tren ve bir otobüs yolculugundan sonra ulasabiliyorsunuz. Bilet otomatlarindan günlük Niedersachsen bileti alabilirsiniz. Bu biletin özelligi 5 kisilik gruplar halinde bir gün boyunca Niedersachsen eyaletinde seyehat edebiliyor olmanizdir. 27 Euro gibi bir fiyati vardir. Oralarda mutlaka bir kisi arayana rastlarsiniz. Herkes ingilizce biliyor zaten, o yüzden almanca bilmeseniz de dert etmeyin. -Sunu da belirtmeliyim ki almanlar hic de öyle söylenildigi gibi soguk filan degiller. Gayet yardimseverler yani. O yüzden „kimse yardimci olmaz simdi orada“ panigine sakin kapilmayin. Siz gülümsedikce size de gülümserler. Sirin gözükmeye calisin - Biz 3 kisiydik orada. Yanimiza da ingiliz bir cift bulduk ve 5 kisi olup bilet parasini paylastik.<br /><br />Hamburg’tan bindiginiz tren tam bir „Metal Train“ havasina bürünüyor. 20-30 dakikalik bir yolculuktan sonra Elmshorn duragina variyorsunuz. Orada inip Itzehoe’ya gidecek olan treni bekliyorsunuz yaklasik 10 dakika. Itzehoe’ya da yaklasik yarim saatlik bir yolculuktan sonra variyorsunuz. Itzehoe, Wacken civarlarindaki en büyük sehir (33000 nüfus, bunu saymadim ama). Ordaki tren garinin yaklasik 3 kilometre saginda alisveris yerleri var. Eger o zamana kadar bir el feneri almadiysaniz mutlaka Media Markt’a gidip kendinize bir el feneri edinin. Oralardaki bir Burger King’den de karninizi doyurun cünkü önünüzdeki 5-6 saat yemek yeme sansiniz olmayacak büyük bir ihtimalle.<br /><br />El fenerinizi aldiniz, karninizi doyurdunuz. Yine Itzehoe tren garina dönüyoruz. Wacken icin servisler oradan kalkiyor. Gidis dönüs bilet aliniyor soförden 7 Euro karsiliginda. Bu arada belirteyim, Itzehoe-Wacken arasi 17 kilometre. Istenirse Hamburg’tan 80-100 Euro karsiliginda Wacken’a taksi de tutabilirsiniz. Wacken’da muazzam bir kalabalik sizi bekliyor olacak. Kasabanin girisindeki „Welcome Metalheads“ afisini görünce rüyada olmadiginizi anliyorsunuz. Iceriye girmek icin bilete ihtiyaciniz var tabi. Eger siparis edip elinize gectigiyse biletiniz, siraya girip kendinize bir kamp alani bulabilirsiniz. Biletinizi pre-order usulüne göre aldiysaniz Edeka Jensen’in oraya gitmeniz gerekiyor ki kendisi yaklasik 3 kilometre uzakliktadir. Kasaba merkezindeki Edeka’yi görünce önce bir sevinme belirtileri gösterebilir bünye ama maalesef daha yolun yarisindasiniz. Biraz daha ilerleyip kavsaktan sola dönün. O kavsagin yaklasik 1 kilometre ilerisinde sagda kocaman Edeka’yi göreceksiniz. Orada kurulan bir prefabrikten kimlik bilgilerinizi vermek suretiyle biletinize kavusabiliyorsunuz. Edeka’dan biranizi alin, yolda arkadas olur size <br /><br />Gisede biletinizi veriyorsunuz. Bir daha hic cikarmayacaginiz Wacken bilekliginizi geciriyorsunuz bileginize, Full Metal Bag’inizi de alip cadirinizi kuracaginiz bir yer aramaya koyuluyorsunuz. Sahneye yakin yerler büyük oranda rezerve olmus oluyor. Kamp alani rezerve edebilmek icin en az 150 kisilik bir grup taahhüt etmeniz gerekiyor. Wacken’in kendi forumu var. Onlar baya iyi yerleri rezerve ediyorlar ama iyi takip etmeniz gerekir. Mart ortasi gibi bitiyor rezervasyon cünkü. Dus olayini da ister 2,5 Euro verip yikanarak halledersiniz, ister beles havuza gidip yüzersiniz. <br /><br />Cadirinizi da kurdunuz (nasil kuruldugunu da ben anlatmayayim artik). Carsamba aksamindan baslar partiler. Merchandise ürünü almak isterseniz elinizi cabuk tutmaniz gerekir cünkü cuma öglene dogru tshirtler, sweatshirtler tükeniyor. Hani „bekleyeyim de indirime girer nasil olsa“ diye düsünüyorsaniz patlayacaginizi bilin yani. Tshirtler 18, sweat shirtler 30 Euro civarinda. Kalitesi, tasarimi filan gayet hos. Ben dayanamadim bir tshirt, bir sweatshirt, bir havlu seti ve kiz arkadasima da bir canta aldim. <br /><br />Kamp alaninda 3-4 Euro’ya bir seyler atistirma sansiniz oluyor (pizza, döner, cin böregi, spaghetti vs.). Kamp alanina yiyecek-icecek sokmak serbest. Festival alaninda onlara izin vermiyorlar. 0,4 cl bira 4, 1 litre bira 7 Euro. Bunlarin birer Eurosu deposito. Fakat bardaklari ani olarak saklanacak kadar güzel oldugundan o 1 Euro’dan vazgeciyor insan.<br /><br />Yemek ve icecek ihtiyacinizi yakin olan Edeka’dan karsilayabilirsiniz. 10 Euro’ya kullan-at izgaralardan alip etinizi de pisirebilirsiniz mis gibi. Markete giderken sirt cantanizi da yaninizda götürün ki erzaklari tasirken sorun yasamayin.<br /><br />Son tavsiye de festivali terk etmekle ilgili olacak. Pazar günü ne kadar erken ayrilirsaniz sizin icin o kadar iyi olacaktir. Böylece 500 metrelik otobüs kuyruguna girme durumunda da kalmazsiniz.<br /><br />Kabaca bir hesap cikarip sizi de daha fazla sikmayayim:<br />Pasaport defter + bir yil gecerlilik: 227,30 YTL<br />Sigorta: 26 YTL<br />Biometrik foto: 15 YTL<br />Vize randevu: 21,50 YTL<br />Vize kargo: 8 YTL<br />Vize basvuru: 60 Euro<br />Ucak bileti: 170 Euro<br />Kadiköy - Hava alani (gidis dönüs): 5 YTL<br />Hava alani – tren gari (gidis - dönüs): 10 Euro<br />Hamburg – Itzehoe (gidis - dönüs): 11,60 Euro<br />Itzehoe – Wacken: 7 Euro<br />Bilet: 99 Euro<br />Yemek – icmek: 80 - 120 Euro<br /><br />Toplam: 302,80 YTL (175 Euro)<br />   437,60 – 477,60 Euro<br /><br />600-650 Euro gibi bir paraya bu festivale gidip gelmeniz mümkün gözüküyor bu hesapla. Yeme – icmeyi bol keseden hesapladigimi da belirteyim.<br /><br />Aklima gelen bunlar benim. Yaziyi birkac kere okudum bir sey unutmayayim diye. Bir seyler unuttuysam da kusura bakmayin.<br /><br />Irtibat kurmak isteyenler <a href="mailto:blastrula1982@hotmail.com">blastrula1982@hotmail.com</a> adresine bir mail gönderebilirler ve ben de elimden geldigince yardimci olurum.</div>]]></description>
               </item>
      <item>
         <title>Milli oldum (21 Ekim 2000)</title>
         <link>http://www.last.fm/user/blastrula/journal/2007/05/19/20zb2n_milli_oldum_%2821_ekim_2000%29</link>
         <pubDate>Sat, 19 May 2007 16:21:22 +0000</pubDate>
         <guid isPermaLink="true">http://www.last.fm/user/blastrula/journal/2007/05/19/20zb2n_milli_oldum_%2821_ekim_2000%29</guid>
         <description><![CDATA[<div class="bbcode">liseyi izmitte okudum, yatılı. lisede metal dinleyen çok kişi vardı ama hepsi metallica, megadeth, iron maiden, blind guardian dörtgeninde takılıyordu. yani fazla bi sirkulasyon olmuyodu. ben de 2000'in yazında yazlığa giderken Kandıra'da (10000 nüfus ya var ya yok) bi dergicide kapağında iron maiden'ın olduğu bi dergi gördüm (non serviam). aldım tabii. allahım bütün dergi crimson aşağı crimson yukarı filan derken bi dahaki sayısında Sentenced'ın ekimde geleceğini yazdı. tabi beni bi heyecan sardı. eylül ayı gelip çattığında biletler satışa sunuldu ve hemen aldırdım alt dönemlerden istanbulda oturan bi çocuğa. ancak bi sorun vardı: ben hiç sentenced dinlememiştim. aynı çocuk sağolsun konserden bi hafta önce bi tarafında crimson bi tarafında da frozen olan bi kaset doldurup getirdi bana. bi hafta boyunca durmadan o kaseti dinledim, onlarca kez. iyi kötü nakaratları çıkardım beraber hönkürecek kadar.<br /><br />neyse efenim konser günü geldi çattı. adabazar'dan gitcem konsere. sabahın körü. hava buz gibi (sanırım 6 ekimdeydi konser). haydarpaşada indim trenden. mekanla ilgili iki şey biliyorum: istiklal caddesinin alt taraflarında ve amerikan konsolosluğunun karşı tarafında. böyle köyden gelmiş kemal sunal gibi haydarpaşa garının önünde aval aval etrafa bakınıyordum çünkü daha önce istiklal caddesine gitmişliğim yoktu (belki küçükken annemler getirmiştir bilmiyom). gittim orda duran bi abiye istiklal caddesine nasıl gidebileciğimi sordum. burdan taksiye bin kadıköye git, ordan da dolmuşla taksime git. bu sefer bende bi kuşku uynadı: ula kadıköy şu görülen yer değil mi? ne taksisi diyo bu? derken diğer abi ordan vapura binip karaköye gitmemi ve ordan da tünelle istiklale çıkmamı söyledi. neyse vapur olayını anladım ben ya, yeter. bindim vapura, etrafa bakınıyorum. belki sentenced t-shirt'lü veya uzun saçlı birine rastlarım diye. karşımda oturan çocuklar da kendi aralarında konuşuyodu. ben for whom the bell tolls'un rifflerini buldum lafını duyar duymaz bunların yanına gittim. dedim abiler durum böyle böyle. onlar da istiklale baget almaya gidiyolarmış allahtan. takıldım onlara. casablanca'nın yerini bilmiyolarmış maalesef.<br /><br />geldik tünele. uzun saçlılardan oluşan bi grup gördüm. hemen onların peşine takıldım. istiklalden yukarı doğru gitmeye başladı bunlar. çıktık çıktık, sonra bunlar dürümcüye girdi. hay ananı çektim ben orda. kasetçinin tekine girip amerikan konsolosluğunu sordum. bilmiyormuş. neyse, ben yine aşağı doğru yollandım. laylaylom'un (şimdi cafe filan var orada) camına bakan küpeli piercingli bi eleman gördüm. ona sordum casablancayı sağolsun iyi kötü tarif etti de buldum. arkadaşlar (bileti alan çocuk &amp; co.) da hemen kapının önündeydi.<br /><br />hemen o günün şartlarını hatırlayalım: haziranda patlak veren satanist cinayetleri hala gündemdeydi. hala akmara zırt pırt baskınlar filan yapılıyodu. ha bire polis arabası geçiyordu o sokaktan. tabi akıllarınca polisler bizi pis pis kesiyor. kimsenin umurunda değil tabi. casablanca'dan bi abi çıkageldi. hah kapılar açılıyo diye düşünürken, abi biez salonun önünde oturmamamız gerektiğini söyledi. dikkat çekiyomuş. ulan konser bu işte. gizli değil bi şey değil. neyse geçtik karşı tarafa konsolosluğun oraya. tabi 5 dakka geçmeden ordan da kovulduk.<br /><br />elemanlar dedi hadi bizim okula gidelim. hem çişimizi de yaparız. okul dedikleri yer de gs lisesi. burası okulsa bizim bina ne o zaman? diye düşündüm. ağzım açık bi şekilde okulu gezdik. sonra tekrar salona gittik. pek kimse yoktu. biraz sonra da kapı açıldı. vestiyere bıraktık eşyaları ve doğru içeriye. ben önce bi wc'ye gittim. arkası bana dönük uzun saçlı biri vardı içerde. ananı satayım kızlar tuvaletine girmişiz diye düşünürken metal konserine geldiğimi idrak ettim. doğru yerdeydim. arkadaşların yanına gittim. ikinci sıradaydık. yaşasın konseri en önden seyredicem diye sevindim. önce leviathan ardından da abraxas sahne aldı. ben hala önlerdeydim. yarım saatlik bi soundcheckten sonra (arada şarkı çaldılar tabii cd'den. bi tek mama said'i tanıdım ama). sentenced sahne aldı. farewell'le girmişlerdi çok iyi hatırlıyorum. yer yerinden oynadı. üstüme atlayanlar, ittirenlar, çekenler. noldunu anlamadım. bi taraftan da headbang yapıp şarkıya eşlik etmeye çalışıyom. şarkı bittiğinde gözlerimi açtım ve 8-10 sıra geriye gitmişim. hareket etmek zaten ne mümkün. konseri ordan serettik. amok ve down'ı hiç dinlemediğim için aval aval bakıyodum ordan şarkı çaldıklarında. sonra bi ara trooper girdiler. aha dedim  bunu tanıyom eşlik ettik filan. güzeldi. sırıl sıklam olmuştum koser bittiğinde ve daha adabazar'a gitcektim. kalabalığın dağılmasını beklerken arkadaş aysun kayacı'yı gördüğünü iddia etti. ben zaten tanımıyodum. ismi de ilk defa duymuştum. sonra yanımızdan taş bi apla geçti. oymuş güya. arkasından kolları dövmeyle kaplı, şortlu bi abi geçti. sonra bu abi koşarak geri geldi ve arkasından da o deminki apla koşuyodu. senin ananı bilmem ne yaparım diye bastı arkasından küfrü, artık ne yaptıysa herif.<br /><br />çıktık koserden. yağmur yağıyordu. kestane aldık sıcacık, mis gibi. sonra arkadaşlar beni haydarpaşaya bıraktılar ve ben de eve gittim boğazım ve boynum feci şekilde ağrıyarak. çok güzel bi konserdi benim için. ama artık yoklar<br /><br />25 Nisan 2006'da yazilmistir<br /><br /><a href="http://www.last.fm/music/Sentenced" class="bbcode_artist">Sentenced</a><br /><a title="Sentenced - Crimson" href="http://www.last.fm/music/Sentenced/Crimson" class="bbcode_album">Crimson</a><br /><a title="Sentenced - Frozen" href="http://www.last.fm/music/Sentenced/Frozen" class="bbcode_album">Frozen</a><br /><a title="Sentenced &ndash; End Of The Road" href="http://www.last.fm/music/Sentenced/_/End+Of+The+Road" class="bbcode_track">End Of The Road</a></div>]]></description>
               </item>
      <item>
         <title>Atlantis Müzik Festivali</title>
         <link>http://www.last.fm/user/blastrula/journal/2007/05/19/8pndw_atlantis_m%C3%BCzik_festivali</link>
         <pubDate>Sat, 19 May 2007 15:45:07 +0000</pubDate>
         <guid isPermaLink="true">http://www.last.fm/user/blastrula/journal/2007/05/19/8pndw_atlantis_m%C3%BCzik_festivali</guid>
         <description><![CDATA[<div class="bbcode">konsere is cikisi gittigim icin kumas pantolon- dark tranquillity tshirt'ü harmonisiyle gittim. 19:20 gibi ordaydik kuzenle. daha kapilar bile acilmamisti (18:00'de acilacakti güya). Saat 8'de Sabhankra sahneye ugradi. Bassciyi zorla cikarmislardi sanki oraya. Klavyeci hatun da muhtemelen vokalistin manitasidir cünkü hicbir sey yapmiyodu. Ritm gitar da hic duyulmuyodu. Vokalist dün gece neler yaptiklarini anlatip durmasaydi belki besinci sarkiyi calmaya firsat bulabilirlerdi ama sesleri kesildi organizasyon tarafindan. burda organzasyonun tutumundan bahsetmek istiyom. tamam kapilar gec acildi, gruplar playlistlerini kisaltmak zorunda kaldilar. seyirciler &quot;sabhankra&quot; diye tezahürat yapinca herifler geldiler laaaap diye jaglari amfilerden cektiler. sanki hayvan var karsilarinda. gel miokrofona &quot;arkadaslar, süremiz kisitli o yüzden sabhankra maalesef daha fazla sahnede kalamica&quot; filan de. biraz saygi gösterir insan.<br /><br />ardindan sahneye Necrophagist cikti. Videolarini hep seyretmmistim. Genelde Muhammedi cektiklerinden konserin one man show olarak gececegini düsündüm. ama hic de öyle olmadi. diger üc eleman da kaliteli müzisyenlermis. bu grubun niye bu kadar underground kaldigini hala anlamiyorum. ve rahatlikla iddia edebilirim ki muhammed gitar konusunda alexi laihoyla kapisir hatta alt eder. onunla ayni kani tasidigimdan degil, ayni tür canli oldugumuz icin gurur duyuyorum. sadece foul body autopsy'nin basinda biraz headbang yaptim sonra kendime geldim. Necrophagistle evde de headbang yapabilirdim ama Muhammedi bi daha ne zaman canli seyrederim bilinmez. Solo atarak vokal yaypiyor ancak o sirada da sahneye cok hakim, resmen vaaz veren bi imam gibi. herkes göz kontagi kurmaya calisiyo sanki &quot;dinliyo musunuz bakiim?&quot; der gibi. ne var ki 7 bilemedin 8 sarki calip sahneden indiler. mutilate the stillborn'u calmamalari üzücüydü, hatta ben bi crystal mountain coveri bekledim ama patladim. umarim en kisa zamanda görüsürüz Necrophagist.<br /><br />ücüncü grup olarak Orphaned Land sahneye cikti. Sahneye adim attiktan itibaren pozitif enerji dagitan Sassi, enerjisinden hicbir sey kaybetmedi. Buralari okur mu bilmem ama Sassi hep gülümsemesiyle ve sac stiliyle bizim ismaile benzettim. Nette resmini aradim ama nettekiler hep alakasiz. Vokalist nasil eglenilmesi ve eglendirilmesi gerektigini cok iyi biliyor. sarkilari tezahürat yapar gibi hep bir agizdan bagirarak ve ziplayarak gecirdik. bayan vokal de gayet sikti hani. sirin bi esmer abla deri kiyafetiyle yakti biraz. el nora alila'dan pes pese sarkilar calindi. hep beraber costuk, eglendik. bi sarkilari 8 dakka filan sürdügü icin az sarki caldilar. sahneden indiler. bise cagirildilar tabi. onlar da kirmadilar (su bis olayina da kil olurum. efendi efendi cal iste da). yalniz sahneye bu sefer dansöz kiyafeti giydirilmis bi inekle ciktilar. ve tanidik gelen bi melodi calmaya basladi Sassi. estarabimi caliyodu. inek bu sefer dans etmeye basladi. ama sadece ellerini oynatabiliyodu. biz hep bir agizdan söyledik tabi sarkiyi. baya eglenceliydi. hatta sarkiyi o kadar güzel bir türkceyle söyledi ki, sarkidan sonra ingilizce konusmaya baslayinca affaladim. sonra bi never ending way düeti yapildi ki tüylerim diken diken oldu. bisde 6 sarki filan caldilar vesselam.<br /><br />orphaned land sahneden indiginde saat 23:15 filandi. 12'ye dogru da hemsolar sahneye cikti. XY'nin kiyafet cok hosuma gitti. aikidocu gibi giyinmisti. fakat konser baslar baslamaz ortalik savas alanina döndü. millet azdi resmen. Samaelin böyle de hayvan bi fan kitlesi oldugunu bilmiyodum. millet resmen kendini kaybetti. ilk sarki bittikten sonra arkadamizdaki grup &quot;hikilmis Samael&quot; diye bagirmaya basladi. Önümüzdeki grup da arkamizdakilere bagirdi. &quot;aha&quot; dedim &quot;carpraz ateste kalcaz&quot;. sagimda da toparlak ve bodur bi herif vardi. mosh yapiyom diye ha bire bana carpiyo. bi kac kere ittim. fakat bu gitgide azdi. sonra saglam bi savurdum bunu. yere düstü,ama herif farkinda bile degil olayin. sonra güvenlik herife müdahale etti. bi daha gelse basardim zümzügü. tamam biz de eglendik vakti zamaninda. mosh yaptik ama usturuplu olmak lazim yahu. ortamin tadinin kacmasi, samael'in drum machine kullanmasi (zaten biliyoduk öyle olacagini), ses düzeneginin iyice sicmasi, sarkilari fazla bilmemem, bugün ise gidecek olmam gibi etkenler de üstüste gelince hemsoluk hatrina anca 5 sarki filan durabildik.<br /><br />benim dikkatimi ceken bi olay oldu. eskiden (bundan 5-6 sene önce) hangi grup gelirse gelsin gidilirdi, secicilik yapilmazdi. dünkü konserde etrafimdaki elemanlar paso degisti. necrophagisti dinleyenler orphaned land cikinca gittiler. ya da arkalara gittiler bilemiyorum. samael cikinca da digerleri gitti (gerci burda saatin gec olmus olmasinin da etkisi var). yani demem o ki artik secici davranabiliyoruz. cok büyük gruplarin gelmesi hayal degil. 2 sene arayla manowar gelebiliyo. hatta bi sene icinde iki kere overkill geldi. eskiden &quot;bi daha göremeyiz abi&quot; havasi vardi. ama cok sükür gelen gruplari hayal kirikligina ugratmiyoz. gerci gruplarin beklentileryle de alakali. gelirken büyük ihtimalle önyargiyla geliyolar. mesela üyesi oldugum alman metal forumunda da bana bu yönde sik sik sorular soruluyo. uzun sacli, küpeli bi sürü adam var deyince sasiriyolar. umarim gelen gruplara gereken degeri gösteririz de bu grup yagmuru devam eder.<br /><br />16 Eylül 2006'da kaleme alinmistir<br /><br /><a href="http://www.last.fm/music/Necrophagist" class="bbcode_artist">Necrophagist</a><br /><a href="http://www.last.fm/music/Orphaned+Land" class="bbcode_artist">Orphaned Land</a><br /><a href="http://www.last.fm/music/Samael" class="bbcode_artist">Samael</a></div>]]></description>
               </item>
      <item>
         <title>Chuck Schuldiner (turkish)</title>
         <link>http://www.last.fm/user/blastrula/journal/2007/05/19/8pnb1_chuck_schuldiner_%28turkish%29</link>
         <pubDate>Sat, 19 May 2007 15:27:57 +0000</pubDate>
         <guid isPermaLink="true">http://www.last.fm/user/blastrula/journal/2007/05/19/8pnb1_chuck_schuldiner_%28turkish%29</guid>
         <description><![CDATA[<div class="bbcode">bundan tam 5 sene önce, bi cuma sabahi, aldigim mesajla uyanmistim. mesajda sadece chuck'i kaybetmisiz yaziyodu. hani bi yakinin ölür de saga sola haber verirsin ya, ama cok üzgün oldugun icin de fazla bi sey söyleyemezsin. belli ki mesaji yazan arkadas da öyle hissetmis. mesaji okudugumda ilk bi kac saniye hic bir sey düsünemedim cünkü kabullenememistim. o adama ölümü yakistiramiyodum. her zaman gülen bi adama ölümü nasil yakistirabiliriniz ki? hic yatagimdan kalkmadan, yatagin altindan discmanimi aldim ve en sevdigim 3-5 albümden biri olan symbolici taktim. sadece tavana bakip, sahsen tanismadigim ama cok iyi tanidigim adami ve onunla olan gecmisimi düsünmeye basladim.<br /><br />gercek anlamda metal müzik dinlemeye depremden sonra basladim. yani öyle cok uzun bi gecmisim yok. cogu kisi gibi metallica black album vesile oldu buna. okulda metallica mp3'ü aradim ve bi arkadas getirebilecegini söyledi. cd'de ne varsa yükledim. metallicanin albümler, pentagram-anatolia (orda farklli grup olmadiklarini anlamistim Smiley) ve death-symbolic. pc'de metal mzik adina sadece bu 3 grup vardi. bu sayede tanistigim ilk metal gruplarindan biri oldu death. vokal tarzi ve sert (ama bana o zamanlar garip gelen) riffleri ve sololariyla beni adeta büyülemisti o abüm. sarki isimleri yoktu ama. symbolic-track 1, symbolic -track 2 diye gidiyodu. ben de sarkilardan duydugum bazi kelime gruplarini o sarkinin adi yapiyodum. mesela Sacred Serenity'nin adi wherever we go'ydu. sonra beyin tümörü haberini aldik. üzülmüstük tabi. ama hala kuvvetli bi bag yoktu aramizda. lise 3'te öss'ye hazirlanirken (2000/01) baya buhranli dönemlerim olmustu ve her seferinde symbolic albümü yanimda olurdu. o albümü dinlerken gercekten kafam dinleniyordu. empty words'ün introsu tüylerimi ürpertirken, perennial questin outrosu sayesinde zihnimi tamamen bosaltabiliyodum. her sarkinin ayri ayri terapi etkisi oluyordu bende. zamanla pc'deki müzik arsivim genislemeye basladi ve hardiski de doldurmaya basladi (8.4 gb o zamanlar). dinlemeyi pek sevmedigim sarkilari silmeye basladim ama deathin hicbir sarkisini silmeyi aklimdan bile gecirmemistim.<br /><br />onu dinlerken yaptigim headbangleri, müzik zevkime yaptigi katkilari düsündüm o cuma sabahi. okula gitmedim dogal olarak, hatta kahvalti bile yapmadim. henüz 34 yasinda olan ve bu kadar üretken olan birinin ölmesi bu kadar cabuk olmamaliydi. para sikintisi yüzünden olamadigi ikinci ameliyat belki hayatini kurtaracakti. her yerden herkes katki yapmaya calisiyordu. konserler düzenleniyordu onun adina. ama zaman yetmedi. bence daha anlatacagi, sorgulayacagi bir sürü sey vardi filozofun. ben onu asla unutamam bana verdigi bunca seyden sonra.<br /><br />bugün rüyamda gördüm yine chuck'i. kücük bi odada 20-25 kisiye konser veriyolardi. bi ara sahnede benim gitara ayagi takilir gibi oldu. aldi gitari bana verdi ve türkce &quot;sonra beraber calalim&quot; dedi. cok fena oldum. uyandim ve pc'de acik unuttugum symbolic albümünün caldigini gördüm. hic ellemedim. biraktim sabaha kadar caldi.<br /><br />bu da ailesinin hazirlamis oldugu anma videosu. ne kadar deli dolu oldugu tekrar görülüyor. bugün de aksama kadar sadece death dinleyerek yatakta yatmayi isterdim<br /><br /><a href="http://www.youtube.com/watch?v=rSxwe98QFiQ" rel="nofollow">http://www.youtube.com/watch?v=rSxwe98QFiQ</a><br /><br />14 Aralik 2006'ta batug.org forumuna yazilmistir<br /><a href="http://www.last.fm/music/Death" class="bbcode_artist">Death</a><br /><a title="Death - Symbolic" href="http://www.last.fm/music/Death/Symbolic" class="bbcode_album">Symbolic</a></div>]]></description>
               </item>
   </channel>
</rss>
